bulanık
en iyi arkadaş

arkadaş diye bişey yok artık benim için. arkada-ş, arkada kalan. yanında olmayan oluyomuş. en zor gününde. dost sadece geliyomuş. ve  kötüsü de bi dostum yokmuş. dün sabah 12 civarı uçuştan geldim evdeydim. hala hasta gibi olduğum için önce 1buçuk saat kadar uyudum. babam eve geldi. 3buçuk gibi önce babamın telefonu çaldı. 1 dakika sonra benimki. arayan kardeşimdi. babamın paniklememesini söyledi bana sadece. babam dağılmış bir ses tonuyla bana bağırdı, kızım çabuk giyin kardeşin düşmüş hastanedeymiş dedi. ben de dağıldım. yazarken bile ağlıyorum. kardeşim şu dünyada önemsediğim tek insan sanırım. (annemin sigarası yüzünden yeterli önemi vermeme bünyem izin vermiyor. ya da öyle sanıyorum.neyse) düşmemeliydi, düşemezdi. minicikti o. ve karıncayı bile incitmeyen bu masum çocuğa neden böyle bir ceza verilmişti. hastaneye gittik. inşaattan arkadaşları getirmişti onu, ve patronunun şöförü yanlarındaydı hala. kerem geldi bikaç dakika sonra. annem panikleyip kaza yapmasın diye henüz ona söylemedik. sağ ayak bileğinin kocaman olduğunu gördüm. röntgen çekilmiş. doktor açıklama yaptı ve sadece basit bi kırık olmadığı için titanyum plak takılması gerektiğini, yani ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. canım acıdı. sonra ameliyata kadar geçici alçıya aldılar. kırık olmasına rağmen hiç bağırmaması hemşireleri şaşırtmıştı. yaklaşık 1 saat sonra annem arkadaşlarıyla geldi. ben sürekli ağlıyordum. annem de ağlar diye düşündüm, ağlamadı, şaşırdım :) tek ağlak ben miymişim?? neyse. yatış işlemleriyle babam ilgilendi. bizi 5 gibi odaya aldılar. sonra 8 gibi ameliyathaneye götürdüler kardeşimi. ben yine ağlıordum. ameliyatı yaklaşık 1buçuk saat sürecekmiş. ayılıp kendine gelmesiyle birlikte 3 saati bulurmuş. beklerken handan ablalar, yaprak ablalar, ayla halam, keremin iş ortağı bile geldi. ve alinin patronuyla onun şöförü odaya yerleştirildiğimizden beri babamın yanından ayrılmadılar. hem insanlık ölmediği hem de kardeşim gerçek dostlara sahip olduğu için mutluyum. ameliyattan çıkmadan ben şirketi arayıp ertesi günkü uçuşuma gidemeyeceğimi söyledim ve gökhan beyden mazeretli izin için onay aldım. 11 gibi ali çıktı. hepimiz ameliyathane kapısından çıkan sedyeye yöneldik. içerde donmuş, titriyordu. çektiği acıyı farkedemedim ama kardeşim zangır zangır titrediği ve kıvrıldığı için yine ağladım, canım yandı. asansörde kazağımı çıkarıp örtmeye çalıştım. odaya geldik. üstünü örttüm. hemşireler geldi. bilgi verdiler. yaklaşık 1buçuk ay hiç yere basmaması gerektiğini söylediler. sanırım 15 cm uzunluğunda 12-13 dikiş var ayak bileğinde. 12 gün sonra dikişler çıkarılıp kalıcı alçı yapılacakmış. onunla kalmalıydım. destek olmalıydım. kaldım da. yanımda birilerini görmek istedim. sarılmak istedim. ama kimse yoktu. annemden başka. sonra ziya geldi. gecenin bi yarısı. onun hakkını da asla ödeyemem. asla. ama şuan hala canımı acıtan, bugün gündüz taburcu olup 3 gibi eve geldiğinde hala ziyaretine, ya da benim yanımda olmaya hiçbi arkadaşımın gelmemiş olması. acı veriyo.